Anarşizm sosyalizmin hükümetsiz sistemidir.

Peter Kropotkin

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Bildiriler

1 Mayıs bildirisi Yazar : Anarşist Komünist İnisiyatif

2007 1 Mayıs'ı için hazırlanan bildiri

İşsizlik ve yoksulluk çığ gibi büyürken; emekçilerin kazanılmış hakları birer birer tırpanlanıyor. Egemenlerin paylaşım mücadeleleri yüz binlerce insanın ölümüne, yoksullaşmasına ve evsiz kalmasına yol açıyor. Emperyalistler kendilerine yeni hedefler seçmeye, kirli savaşlarıyla emekçileri birbirine kırdırmaya devam ediyor. Kapitalizmin eseri olan küresel ısınma ile dünya yok oluşa doğru ilerliyor.

Bizler, bu topraklarda yaşayan emekçiler açı açına, her türlü sosyal haktan mahrum, yaşam mücadelesi veriyoruz. Sendikalaşma gibi en temel hakkımıza sahip çıktığımızda dahi kapının önüne koyuluyoruz. Küçük bir azınlık zenginliğine zenginlik katarken geri kalan çoğunluk açlıkla terbiye ediliyor, işsizlikle boğuşuyor. Birileri sürekli ülke ekonomisinin büyüdüğünden bahsederken emekçilerin alım gücü erimeye devam ediyor. Görünen o ki ekonomisi büyüyen emekçiler değil yalnızca patronlar.

Bizler kendi sorunlarımızla boğuşurken egemenler arasında cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden süren iktidar kavgası gündemi bir süredir meşgul ediyor. Bizler bu tartışmanın tarafı değiliz. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ve sonrasında gerçekleşecek genel seçimlerin sonucu ne olursa olsun emekçilerin yaşadığı sorunlar değişmeyecektir. Meclise giren hiçbir parti, seçilen hiçbir başbakan, cumhurbaşkanı sorunlarımızı çözmedi, çözmeyecektir. Çünkü onlar yalnızca kendi iktidarları ve gerçekte temsil ettikleri küçük bir azınlığın çıkarları için çalışacaklardır. Şimdiye kadar egemenlerin mücadelelerinde kim kazanırsa kazansın kaybeden emekçiler oldu ve emekçiler egemenlerden bağımsız bir örgütlenme örene ve kendi kaderlerini ellerine alana kadar da böyle olacaktır. Tüm toplumsal yaşama kök salacak, doğrudan demokrasiyle işleyen özyönetim organları yoluyla kendi kurtuluşumuzu ancak kendi ellerimizle gerçekleştirebiliriz. Tüm uluslardan emekçiler birleşik bir sınıf mücadelesi örerek ve gerçek düşmanın farklı uluslardan emekçiler değil, patronlar yani burjuvazi olduğunu görerek zincirlerinden kurtulabilirler.

Küresel ısınma dünyayı tehdit ederken, yanı başımızda Orta Doğu emperyalist saldırganlığın odağı olmuşken, haklarımız her geçen gün elimizden alınıyorken, yoksulluk ve açlıkla yaşamaya alıştırılmışken kapitalizme karşı verilecek mücadele her geçen gün daha fazla ihtiyaç haline geliyor.

Tüm bunların yanı sıra egemen güçlerin başta medya olmak üzere her tür aracıyla pompaladığı milliyetçi histeriyle emekçiler birbirine düşmanlaştırılmak isteniyor. Geçen sene yaşanan linç girişimleri, Hrant Dink suikasti ve son olarak Malatya'da 3 kişinin vahşice katledilmesi milliyetçiliğin hangi boyutlara vardığını gösteriyor. Yaşanan tüm bu olaylar CHP'sinden MHP'sine, İşçi Partisi'nden ADD'sine pek çok kurumun yükselmesine katkı sunduğu ve böylece nemalandığı milliyetçiliğin pozitif biçiminin olamayacağını bir kez daha gösteriyor. Akıl almaz katliamların yaşanmasına yol açan ortama katkı sunan tüm bu kesimlerin ve açık ve gizli örgütleriyle yaşananlara göz yuman ve hatta zemin hazırlayan Devletin sorumluluğu olduğu çok açık. 2-3 aylık zaman diliminde gördüklerimiz bile bize devletin gerçek yüzünü göstermeye yetiyor.

Egemen güçler, emekçilerin emperyalist saldırganlığa, IMF, Dünya Bankası, AB gibi sermayenin çıkarına çalışan örgütlerin dayattığı neo-liberal politikalara öfkelerini milliyetçilik sibobuyla sistem içinde tutmaya çalışıyorlar. Köyleri yakıldığı ve tarım politikaları nedeniyle işsiz kaldıkları için batıya göçen Kürt emekçileri daha düşük maaşlarla çalışmaya mecbur kalıyorlar. Türk emekçilerine ise giderek artan işsizliğin ve giderek düşen ücretlerin suçlusu olarak karın tokluğuna çalışmak zorunda olan Kürt emekçilermiş gibi gösterilmek isteniyor.

Aynı topraklardaki halklar birbirine giderek düşmanlaştırıyor. Oysa kurtuluş ancak tüm uluslardan emekçilerin vereceği ortak mücadeleyle mümkün olabilir. Ortak bir mücadelenin örülebilmesi için ise Kürt emekçilerin, diğer herkes gibi en doğal ve insani hakları olan kendi dillerinde konuşma, kendi kültürlerini yaşama, barış ve eşitlik gibi taleplerini bu topraklarda yaşayan -Türk, Kürt, Ermeni, Arap...- tüm emekçilerin sahiplenmesi bir zorunluluktur. Ancak hep beraber olursak özgür ve eşit bir dünya kurabiliriz.

Kürt Emekçilerin Özgürlüğü Tüm Emekçilerin Özgürlüğüdür

Birimiz bile Özgür Değilsek Hepimizi Tutsağız

  Etkinlik Takvimi
Ekim
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
Eylül Kasım


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

LGBTT Korteji
Diğer
Video : Anarşizm
Diğer
Müzik : Ay Carmela
Diğer

  Linkler
A-Infos Anarşist Haber Ağı
Kara Gazete
Kara-Kızıl Kollektifi
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız