Milliyetçilik alçakların son sığınağıdır.

Samuel Johnson

    
Anasayfa | Gündem | Arşiv | Haberler | Etkinlikler | Emek Mücadeleleri | Tarihte Bugün | Fotoğraf | Müzik | Video | Linkler | Arama | İletişim
  Arşiv
Arşiv - Makaleler - Anti-fa

Faşizmin Manipülasyonları

Faşist Örgütlenmelerin Son YIllarda Türkiye'deki Etkinlikleri Üzerine Bir Makale... (İstanbul İndymedia'dan Alıntıdır)

ETKO, TİT VB. FAŞİST PARAVAN ÖRGÜTLER NEDİR?

ETKO, TİT VB. FAŞİST PARAVAN ÖRGÜTLER NEDİR?

Bilindiği üzere sivil faşist çeteler işçi,emekçi ve devrimci hareket yönelik eylemlerini değişik adlar altında üstlendi. Bunda amaç sivil faşist hareketin kaynağı olan MHP-Ülkü ocakları vb. gibi çete örgütlerini gizelmeye yönelikti. Faşist çeteler yaptıkları halka yönelik karşı-devrimci eylemlerini TİT, TUŞKO, ETKO vb. Adı altında değişik isimlerle üstlendiler. Hatırlanacağı gibi Türk İntikam Tugayı(TİT); adını '70’li yıllarda işkence, tecavüz ve katliamlarla duyuran, ancak varlığı hep tartışmalı olan bir paramiliter ülkücü-faşist örgütlenmedir. ÜGD (Ülkücü Gençlik Derneği) ve MHP ile bağlantılı olduğu biliniyor. 12 Eylül döneminde, askeri savcı ve yardımcılarının MHP Genel Merkezinde yaptığı aramada ETKO, TİT ve benzeri örgütlenmelerin varlığını gösteren bir flema ele geçiriliyor. Iddianamede şöyle yazıyor; "MHP Genel Merkez binalarında bulunan bir teşkilat fleması, teşkilat kapsamı içinde değerlendirilen parti ve ülkücü derneklerle, yasa dışı kuruluşların bağlılıklarını açıkça göstermektedir. Ancak bu teşkilat flemasının, ÜGD’nin kapanarak yerine ÜYD’nin kurulmasından önce düzenlendiği anlaşılmaktadır. Doğruca MHP Genel Merkezine bağlı olarak faaliyet ve çabaları bilinen ÖİT (Özel İstihbarat Teşkilatı) ÜGD’ ye bağlı illegal kuruluşlar arasında ise, ETKO’nun (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu)yer aldığı gözlenmekte dir. Bu şemada, Türk İntikam Tugayı ise MHP gençlik kolları başkanlığı bünyesinde gösterilmektedir." Balgat Katliamı sanığı Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül’de idam edilen ilk ülkücüdür. İsa Armağan’la birlikte kaçıyor, ama yakalanıyor. İdamdan kurtulmak için konuşuyor. İsa Armağan ise yakalanamıyor. Çatlı türünden kontra bağlantılı bir militan. Pehlivanoğlu itiraflarında, bir soru üzerine ETKO’dan haberli olduğunu söylüyor. TİT’i bilmiyor.


Ancak şöyle devam ediyor; "Cezaevinde arkadaşlarımın anlattığına göre sıkıyönetim devresinde çok sayıda sağ örgüt militanları yakalandığından sorguları sırasında genel merkezi ele vermemek için genel merkezin paravan isim olarak kullandığı ETKO; TİT ve TÜŞKO (Türkiye Ülkücü Şeriatçı Komando Ordusu) gibi örgütler ortaya çıkmıştır. Şöyle ki, yakalanan ülkücü genel merkezden bahsetmeyecek.


Yukarda saydığım paravan örgütlerden bahsedecekti. Esasında yukarıda saydığım örgütler tamamen genel merkezin kendini saklamak gayesiyle ortaya koyduğu örgütlerdir."




Bütün cinayetlerin ÜGD ve MHP’yi işaret etmesi üzerine bu yola başvurulduğu anlaşılıyor. Alaaddin Çakıcı ile aynı grupta çalışan ve sonra 90’lı yıllarda çıkar çatışması yüzünden Çakıcı'nın adamlarınca infaz edilen ülkücü Mafyacılardan Nurullah Tevfik Ağansoy, en hızlı MHP itirafçısıdır. Solcuları yakalıyor, işkence ediyor, isimler alıyor ve bu kez onları da bulup öldürüyorlar.


Tüm bunları anlatıyor. İstanbul’un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteriyorlar."İstanbul’un çeflitli yerlerinde ŞİT(Şeriatçı İntikam Tugayı), diğer adıyla Türk İntikam Tugayı, TİBKO (Türk İslam Birliği Komandoları) imzalı bildirilerle televizyon ambalaj kutuları içinde, çuvallarda, ya da battaniye ve bezlere sarılı ip, kablo ya da tellerle boğulmuş vaziyette bulunmuş.cesetler, bu kanlı çatışmaların sonuçlarıdır" diyor Ağansoy. En vahşi eylemlerde TİT, ETKO ve benzeri imzalar var.


Ancak Ağansoy’da tıpkı Pehivanoğlu gibi, "ŞİT; TİT; ETKO; TİBKO vesaire isimlerle yap›lan yazılamalar ve öldürme eylemlerinde b›rak›lan bildiri ve imzalar kesinlikle bir tak›m kifliler taraf›ndan çıkarılmış, komünistleri psikolojik etki altına almak ve ÜGD,MHP’yi bu tür eylemlerden uzak tutarak şüpheleri isimler üzerine çekmek için ortaya atılmış naylon örgütlerdir. Türkçü İntikamTugay› (TİT) İstanbul’da Taksim-Sarıyer belediye otobüsünü kaç›rarak öğrencileri öldüren Cengiz Ayhan isimli kişinin şahsında kendisini duyurmufltur. Örgütün merkez komitesi ve organik yapısı oluşmamıştır. Kesinlikle paravan isimdir" diyor.


TİT ve ETKO imzasının olduğu yerde Abdullah Çatlı adı mutlaka geçiyor. Pehlivaoğlu ek itiraflarında, Abdullah Çatlı’nın kendisine TÜŞKO’nun Türkiye düzeyinde kurulu olduğunu ve sorumlusunun İsa Armağan olduğunu söylediğini anlatıyor. Ağansoy itiraflarında, karakol duvarlar›na ve karakol yakınlarına, "Faşist polisten hesap sorulacak - DHKP-C, Faşist Öğretmenler sonunuz geldi- İGD” benzeri yazılamalar yapıldığını, askerin solcuların üzerine gitmesini sağlayacak eylemler düşündüklerini söylüyor. Maraş’ın Alevi nüfusuna karşı başlatılan katliamda böyle bir yöntem uygulanıyor. Camiyi bombalıyorlar. Solcuların üstüne atıyorlar. Maraş katliamında imzası olan örgüt; ETKO, Esir Türkleri Kurtarma Ordusu'dur. Sonra sıkıyönetim geliyor. Ağansoy’un itiraflarında bu paravan ya da naylon kabul edilen örgüt mensuplarının vahşi eylemlerinden örnekler var. Gülşen Kavak adında bir kadın öldürülüyor. İşkence ediliyor ve rahmine kazık çakılıyor. Ağansoy olayı, Günaydın gazetesinden okuyor. O zaman Adapazarı Cezaevi'nde hapistedir. Haberde kadının ellerinin ve ayaklarının arkadan bağlanarak boğulduğu da yazılanlar arasında.


Nurullah Ağansoy şöyle diyor; Uzun zamandır meydana gelen ideolojik olaylarda iple boğma- komando düğümü atma-elleri ayakları arkadan bağlayarak kişinin kendi kendisini boğmasını sağlamak ve cesedi de bir çuval, tv kutusu, bez veya valiz ve benzeri şeylere koyarak bir yere atmak, Şişli bölgesinin karakteristik eylem özelliklerini taşımakta idi." Ağansoy kendi eylem biçimlerini tanıyor. Ve cinayeti onlardan biri ya da birilerinin işlediği sonucuna vararak arkadaşlarına bildiriyor. Ve bu işi kim yapmışsa ölümle cezalandırılması kararını alıyorlar. Vahşeti MHP binasında gerçekleştiren Mehmet Öz adında bir ülkücüdür. Birlikte olduğu kadın kendinden ayrılmak isteyince onunla tartışıyor tecavüz ediyor ve öldürüyor. Cinayeti işledikten sonra cesedi atmak için 3 kişiyi yardıma çağırıyor. Zavallı kadını binadan çıkarıp Arnavutköy’de bir sokağa bırakıyorlar. Daha sonra vahşetini kabul eden Mehmet Öz hakkındaki infaz kararını kaldırıyorlar. TİT adı o dönem işte böyle canileri gizliyor. şimdilerde; “TİT’in bundan 30 yıl önce Devlet Bakanı Murat Başeskioğlu’ndan TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a, MHP’li Mehmet Gül’den Danıştay ve Yargıtay üyelerine kadar pek çok tanınmış ismin öğrenci iken kaldığı Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu’nda kurulduğu" söyleniyor. Bunu, MHP’li Mehmet Gül de doğruluyor. Gül, “Evet, ilk kez TİT Edirnekapı yurdunda isim olarak ortaya çıkmıştı. ETKO ve TİT, bizim için gırgır konusuydu. Solculara karşı ortaya çıkan hayali bir örgüttü" diyor. Ancak, gerçekleştirilen eylemler gırgır değil. Öte yandan Oral Çelik’in Türk İntikam Tugayı, yani TİT'i ilk olarak kendilerinin kullandıklarını açıkladığı biliniyor. Dört yıl önce kendisiyle yapılan bir söyleşide; Türkiye'de devletle bağdaştırılan her olayın ardından TİT'in gündeme getirildiğini söyleyen Çelik, TİT'i ilk kez biz kullandık. Mihri Belli'nin vurulmasından sonra TİT adına, Cağaloğlu'ndaki posta kutusuna mektuplar bırakıldı. O mektupları Yalçın Özbey götürdü. Unutmadan, bir de ETKO'muz vardı. Esir Türkler Kurtuluş Ordusu" diyor MHP örgütlenmesinin kadrolarının işledikleri cinayetleri bu adlarla üstlenip, partiyi korumaya çalıştıklarını söylemek mümkün. Sonuçta ise cinayetler ve failler aynı. Pol-Der üyesi anti-faşist Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul’un 28 Eylül 1978'de makam arabasının içinde katledilmesi, 16 Mayıs 1979 Ankara’da Etlik Piyangotepe semtinde bir kahvehanenin silahla taranmas› sonucu 7 kişinin öldürülmesi, katliama giderken gasp edilen taksi şoförünün tecavüz edilerek öldürülmesi, 11 Eylül 1979’da Adana’da Çukurova Üniversitesi Tip Fakültesi Dekan vekili Prof. Dr. Fikret Ünsal’ın, 22 temmuz 1980’de İstanbul’da DİSK Başkanı Kemal Türkler’in katledilmesi ve benzeri eylemlerinde hep TİT imzas› var. Maraş katliamını başlatan bombanın sahibi Çatlı'ydı. (Ali Yurtaslan, İtiraflar) Katliamı organize eden, bizzat katılanlardan bazıları ise Haluk Kırcı, Ercüment Gedikli, Ünal Osmanağaoğlu, Ökkeş Kenger'di. Ve katliamda ETKO imzası vardı. TİT ve ETKO benzeri örgütlerin adı Susurluk mafya-kontra kazası ile gündeme gelen Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı Yalç›n Özbey, Oral Çelik ve benzeri kişilerle daima yan yanadır. Çatlı’nın bir Gladyo mensubu olduğu artık iyice ortaya çıkmıştır. Devrimci mücadelenin yükseldiği o dönemde halkı terörize ederek yıldırmak için kan dökmek egemenlerin ABD emperyalistlerinin çıkarlarıyla da örtüşen programına denk düşüyor. Önce sıkıyönetim ardından darbe geliyor. TİT adı, 1980 sonras›nda hemen hiç duyulmuyor. Ancak 1986 yılında Avrupa Parlamentosu’nda Ermeni raporunu hazırlayan Belçikalı Parlamenter Jack Vademeulbroucke ile Türkiye’de insan hakları konulu rapor hazırlayan Richard Balfe TİT imzalı mektupla tehdit ediliyor. Susurluk Kazası sonras› devlet-kontra-ülkücü mafya bağlantısı tümüyle ortaya dökülüyor. Yurt dışındaki ASALA karşıtı eylemlerin hapishanelerden çıkarılan Çatlı ve benzeri ülkücü faşistlere havale edildiği biliniyor. TİT’in bu dönemde yeniden canlandırıldığı söyleniyor.


TİT imzası, ‘90’lı yıllarda yeniden kullanılmaya başlanıyor. Bazı kaynakların "1990’ların baş›nda terör örgütlerinin istihbarat çalışmalarının en üst düzeye çıkmasıyla adı Susurluk rapöratörü olarak anılan Başbakanlık hukuk müşaviri Akman Akyürek tarafından tekrar hayata geçirildi" iddiası var.Akyürek 1997’de şüpheli bir kaza sonucu ölüyor. TİT’in Dursun Karataş’a suikast girişiminden PKK finansörü olarak bilinen Kürt iş adamlarının tespit edilmesinden istihbarat toplamaya dek eylemleri olduğu kabul ediliyor.


Ancak hâlâ AB ülkelerinde güvenlik ve bilgi akışlı sağladığı bombalamalarla ilgisi olmadığı söyleniyor. Bazı Türkçü-ülkücü internet sitelerinde TİT’ten resmi bir kurum olarak söz ediliyor. Ve Türk gençleri TİT’e katılmaya çağrılıyor. 1993 yılında emekli JİTEM kurucusu Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in öldürülmesinden sonra Sabah Gazetesi'ni arayan bir kifli. Eşref Bitlis'in katili olduğu gerekçesi ile TİT'in Ersever’i cezalandırdığını açıklıyor. Bundansonra TİT’ciler Kıbrıs’a taşınıyor. Kıbrıslı gazeteci yazar Kutlu Adalı’nın 6 Temmuz 1996’da öldürülmesini TİT üstleniyor. Sovyet sisteminin çökmesinden sonra NATO’nun genel olarak Gladyo diye bilinen ve Türkiye’de kontrgerilla olarak adlandıran komünizme karşı kurulmuşl silahl› gizli yapıları tüm Avrupa’da tasfiye ediliyor. Ve soruşturmaya uğruyor. Ancak Türkiye’deki yapı olduğu gibi kalıyor. NATO’nun Gizli Orduları yazarı Danielle Ganser, Türk Gladyosu’nun bu yan›na dikkat çekiyor. Geçtiğimiz günlerde kendisiyle yapılan söyleşide, Türk Gladyosu’nun etkinliğinin sürdüğüne ve Kürtlere yönelik faaliyetlerine dikkat çekiyor. Kısaca Türkiye’de kontrgerilla adıyla tanınan yapılanma, Kürt savaşıyla birlikte yeniden biçimleniyor.


Devletin düşman tanımlamaları değiştikçe bu örgütlerin hedefi ve yapılanması yenileniyor. Ulusalcıların, eski güvenlik mensuplarının, eski askerlerin de içinde bulunduğu mafya örgütlenmesi ile iç içe geçmiş yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. TİT adı yeniden 12 Mayıs 1998’de Ankara’da İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal’a yönelik gerçeklefltirilen suikast eylemiyle gündeme geliyor. Eylemin sanığı olarak yakalanan Cengiz Ersever, "bölücülere ve PKK terör örgütüne karşı TİT’i bizzat kendisinin kurduğunu" itiraf ediyor.


Örgütün yöneticilerinden Semih Tufan Gülaltay’ın yakalandığı evde, "mavi zemin üzerine sarı renkli kurt başı bulunan TİT rumuzlu bayraklar" ele geçiriliyor. Ersever duruflmalarda, örgüt hakkında şu bilgileri veriyor: "Tunceli’de 5 yıl uzman çavuş olarak görev yaptım. İstanbul’a tayin olunca 1996 yılında Türk İntikam Tugayı’nı (TİT) kurdum. TİT’in lideriyim. TİT, bölücü ve şeriatçı kişi ve örgütlere karşı kurulmuştur. Silivri yolu üzerindeki bir yerde TİT üyelerine silahlı eğitim yaptırdım, Şeriat düşmanıyım. Ülkücü değil Türkçüyüm." Cumhuriyet Savcısı Ünal Haney tarafından hazırlanan iddianamede, Birdal’ın cezalandırılması emrini "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım’ın verdiği belirtiliyor. Suikastın Türk İntikam Tugayı (TİT) adlı çeteye dahil olanlar tarafından gerçeklefltirildiği vurgulanıyor. ‹ddianamede, sanıklardan Büyükçekmece İlçe Jandarma Karakolu’nda uzman çavuş olan Cengiz Ersever’in, Tunceli’de görev yaptığı 1994 y›l›nda, bir kahvede "Yeşil’’ kod adlı Mahmut Yıldırım ile tanıştığı, Tunceli ve Elazığ’ da devam eden ilişkilerinin İstanbul’a atandıktan sonra da sürdüğü anlatılıyor. TİT adı yeniden Danıştay baskını ile duyuluyor. Avukat Alparslan Aslan’nın bağlantıları arasında Birdal’ın vurulması olayında adı geçenler de var. Yakalanan bu kişiler Cumhuriyet gazetesine at›lan bombanın da failleri. Yöntem geçmiştekine benziyor. Bu kez “şeriatçılar yaptı" denilecek eylemler seçiliyor. Danışay'a yönelik eylemin gerçekleştirildiği 17 Mayıs'ın hemen ardından Glock marka silah›yla birlikte yakalanan Arslan eylemi sırasında "Allah'ın askeriyim" diye bağırıyor. Glock marka silahın kaynağı İsrail. Bağlantılarından biri Akın Birdal suikastının azmettiricisi, TİT'in kurucularından Semih Tufan Günaltay, bir diğeri de Tuğrul Türkeş'in kurduğu Aydınlık Türkiye Partisi çizgisindeki Ata Ocakları'nın eski başkanı avukat Tarkan Toper. Toper aynı zamanda Sauna operasyonu s›ras›nda yüzbaşı Nuri Bozkır'la duyulan "Türk Mukavemet Tugayı" ile de bağlantılı. Toper'in bu çeteyle bağı telefon görüşmeleri sayesinde belirleniyor. Bir başka ilginç ayrıntı: Türk Mukavemet Tugay› ile eski yüzbaşı ulusalcı Muzaffer Tekin’in de ilişkisinin oluşu. Alparslan Arslan öğrenciyken eli satırlı bir ülkücü militan. Stajını ülkücü mafya şeflerinden Sedat Peker'in avukatının yanında yapan Arslan'ın 'kızıl elma koalisyonu'nca gerçekleştirilen çeşitli eylemler içinde yer aldığıda biliniyor. Arslan'ın ilişlkide bulunduğu örgütler arasında, kuruluşunda emekli paşaların yer aldığı "ulusalcı" Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi (VKGBH) de var. TİT'in kurucularından Günaltay' da bu örgütte yer alıyor. Türk İntikam Tugayını kurduğunu söyleyen Cengiz Ersever, polisteki ifadesinde, "Güneydoğu'da can pahasına görev yapıp İstanbul'a geldikten sonra, büyük bir rant paylaşı mı yaşandığını gördüm. Bu beni çok etkiledi. Batıda mafya adı altında önemli bir mücadele tarzı vardı. İstanbul'daki mafyanın bu gücünü memleket için hayrrlr işlere kanalize etme gereğini düşündüm’’ diyor. Bu amaçla, uzun süre mafya gruplarını araştırdığını anlatan Ersever, ‘‘Sonuçta, Semih Tufan Günaltay ile temasa geçtim. Kendisiyle birlikte TİT organizasyonuna giriştik. Silivri'deki TİT kampının finansörlüğünü Semih Tufan Günaltay üstlendi. 10-15 kiflilik guruplar oluştuğunda, ben de bu guruptakilere ders veriyordum’’bilgisini veriyor. Emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Veli Küçük de bu fotoğraf karesinde yer alanlardan Günaltay ve VKGBH tipi oluşumlarrn yolları hep kesişiyor. Muzaffer Tekin Danıştay soruşturmalarından sonra serbest bırakıyor, ama ümraniye cephaneliğindne dolayı tutuklanıyor. Ankara’da Atabey Grubu adını taşıyan yeni bir çete oluşumu ortaya çıkarılırıyor. Özelkuvvetlerden biri yüzbaşı iki subay, bir astsubay, beş siville birlikte 9 kişi gözaltına alınıyor. Baskınlarda çok sayıda el bombası, iki Glock tabanca ve C-4 ele geçiriliyor. 28 şubatçı Hürriyet, "derin” askerlerle ilintili olduğu açık bu olayı maskelemek için Atabey haberini ilginç bir yorumla sunuyor: Güya Askeri çevreler ele geçen kroki ve Atabey gerilla grubu kodları hakkında şu bilgiyi vermiş: "Özel kuvvetlerin eğitiminde bu tür hayali gerilla grupları kurulur. Ama eğitimden sonra bu belgelerin imhası gerekliydi. Krokiler ise yine eğitim amaçlı, savaş zaman›nda birliğin birbiriyle haberleşmesi gerekir. Krokilerle bu tatbikat yapılır." Yani ele geçirilenler çete değil istihbaratın çete kurma tatbikatının unsurları imiş! Suçüstü durumuna kıvırma böyle olur.


Bu yeni çete ile gündem meşgul iken Danıştay'a saldırı ve Sauna Çetesi'yle ilgili soruşturmalarda adı geçen Ayhan Parlak teslim oluyor. Arslan'la Tekin arasındaki irtibatı kuran Ayhan Parlak'ın özelliği ATA Ocakları eski genel başkanı olması. ATA Ocakları, Milliyetçi Hareket Partisi'nden kopan Tuğrul Türkeş'in kurduğu Aydınlık Türkiye Partisi'nin gençlik kolu. Soruşturmada ismi gündeme gelen bir başka eski ATA Ocakları başkanı ise Avukat Tarkan Toper. Avukat Arslan'ı n Danıştay saldırısı için Ankara'ya gittiğinde Toper ile görüfltü¤ü biliniyor. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Danıştay saldırısı sonrası ‘Gizli TİT Raporu’hazırlanıyor. Raporun altında Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır’ın imzası bulunuyor. Gizli raporda Çakır, "Eylemlerde TİT rumuzunun kullanılmasına rağmen bu isimde örgütün kurucuları, lideri, teşkilat yapısı, çalışma sistemi hakkında somut bilgiler bulunmamaktadır" diyor. Ancak bu raportör de eski asker sivil bağlantılı Sauna Çetesi üyeliği, çeteye yardım ve çete adına eylemlerde bulunmak suçlarından tutuklanıyor. Kontrgerilla örgütleri finasmanlarının bir kısmını mafya-çete yöntemiyle sağlıyor. Ersever’in açıklamaları buna denk geliyor. TİT’i yeniden canlandırdığı iddia edilen kişi Susurluk’un, Sauna mensubu da TİT’in raportörü olarak atanıyor! Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu; Zaman-Turkuaz’ muhabirlerine; "Ben 1980 öncesinde, Diyarbakır Terörle Mücadele müdürüydüm. TİT varla yok arası bir örgüttü, ciddi bir eylemi gözükmemişti. Hayalet örgüt olmadığı Akın Birdal olayında çıktı. Güvenlik güçlerinin çok ciddi çalışma yapmad›kları da görüldü. TİT tavrıyla kurulmuş örgütlerin, çete bağlantılarıyla ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştıklarını görüyoruz.


Bu dış psikolojik hareketlerin bir nevi başarısıdır. Hangi faili meçhul cinayet işlense bu derin devletle irtibatlandırılıyor. Ben, derin devlet olmalı; ama parlamentonun kontrolünde olan ve dış psikolojik hareketlerle mücadele eden bir birim olmalıdır diye düşünüyorum.


Son 6-7 ay içerisinde Türkiye’de birtakım örgütler, Sauna, Atabeyler örgütleri çıktı. Buralarda şöyle bir ortak nokta var. Görevde olan veya emekli askerler örgütlenmede yer alıyor. Ofisinden 16 Türk devletinin haritası çıkıyor. Bu değerler kullanılıyor. Ben bunu şuna benzetiyorum. Ülkenin toprakları işgal edilmiş durumda, Atatürk Amasya Kongresi’ni yapıyor ve gayri nizami harp emri veriyor. Kuvayı Milliye dediğimiz birtakım yapılanmalar oluyor. Düşman işgalinden kurtulduktan sonra Atatürk bu tür çete ve örgütlenmeleri tasfiye ediyor. Türkiye uzun yıllardan beri dış güçlerin psikolojik harekatlarına maruz kalıyor; ama bizim İKK dediğimiz İstihbarata Karşı Koyma ünitesinin zayıf kaldığını görüyoruz. Küre, Atabeyler ve ortaya çıkarılmamış 10’dan fazla örgütün, ülkede kamplaşma ve kutuplaşma yaratılması amacıyla bilerek veya bilmeyerek küresel güçlere hizmet ettiklerini düflünüyorum. Arka planları ve güç kaynakları incelendiğinde, millidir; ama dışardan idare edilmektedir. Buna karşı koymak için ise İKK’ya ağırlık verilmeli" diye konuşuyor, TİT ile ilgili olarak. Dışardan idare söylemi İstihbaratçılar bakımından tipiktir. Ama burada bir bağlantı kabulü ve kontrolden çıkma söylemi var. Orakoğlu da devlet içindeki farklı yap›lanmaların istihbarat savaşları sırasında görevden alınan biri. Mafya Çeteleri, Kızıl Elmac›lar, Ulusalcılar, Eski ve yeni Özel Kuvvetler mensupları, eski ve yeni ülkücülerin yer aldığı bir ucu sokak çetelerini yönlendiren bir çelik çekirdek etraf›nda kümelenmiş bir gevflek örgütlenmeler yumağı, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi tehdit ve vahşet uygulamalar›nda TİT imzasını kullanmaya hız vermiş görünüyor. Sonuçta bütün yollar Özel Harp kaynakl› yapılanmalara devletin çekirdeğine işaret ediyor. Diyarbakır’da 7 öğrencinin ölümüne yol açan bombalamada TİT imzası var. TÜŞKO ve ETKO da yine yazılamalar yapıyor. Kilise duvarlarını yazılama, Manisa Turgutlu örneğinde olduğu gibi Kürt aileleri tehdit etme, Hakkari’de Umut Kitapevi’nin bombalanmasından sonra dağıtılan "ya sev ya terk et" bildirileri, İHD’ye yönelik tehditler yine TİT imzasını taşıyor. Hrant Dink’in ölümünden sonra Agos Gazetesi'ne "soykırım" tehdidi savruldu. Meclis duvarına bomba süsü verilmiş paketten TİT çıktı. Osman Baydemir, Metin Tekçe ve Ferhat Tunç’a yönelik tehdidin varlığı yeni açıklandı. Ve Muzaffer Tekin ve arkadaşlaır örneğinde olduğu gibi onlarca çete ortada fink atıyor ve devlet seyrediyor.

Ama olayla ilgilenen olmuyor. Hrant Dink’in katledilmesinde Danıştay olayına kadar,ümraniyed ebulunana cephanelikten Cumhuriyetin bombalnmaısna kadar her olayın altında çıkan kontracı generla eskis Veli Küçük ortada dolaşıyor. Her yol devletin savunma refleksinin ürünü olarak görülüp meşru sayılan devletin gizli örgütlenmesi kontrgerillaya çıkıyor. Failler belli. Hedef belli. Tarih yeniden tekerrür ediyor. Bugünde faşist örgütlenmeler değişik isimler altında halka korku salmaya ve kirli eylemler yapmaya devam ediyor.


  Etkinlik Takvimi
Haziran
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  
Mayıs Temmuz


Eylem aktivistleri için rehber



  Galeri

AN kara fanzin
Diğer
Video : Haymarket
Diğer
Müzik : A Las Barricadas
Diğer

  Linkler
Anarkismo
Kara Güneş
Uygarlığa Karşı
Diğer


Bu site otonomA tarafından hazırlanmaktadır.
Site ile ilgili iletişim için tıklayınız